5 yıl önce

Oh Boy - Eyvah (2012)

Genel Bakış

2012 Oldenburg En İyi Alman Filmi, Üstün Oyunculuk (T. Schilling), İzleyici Ödülü 2012 Münih Munich Genç Alman Sineması Ödülü: Senaryo 2012 Tallinn İzleyici Ödülü, En Cesur Film Etrafınızdaki herkesin tuhaf olduğunu düşünüp, ardından sorunun sizde olduğu hissine kapıldınız mı hiç? Tıpkı Niko gibi... Berlinli Niko iki yıl önce hukuk fakültesini bırakmış, hayatın akışına göre yaşamaktadır. Kaderciliğinin sonuçları acı olur: Kız arkadaşı tarafından terk edilir, babası harçlığını keser, eski sınıf arkadaşı Julika onu iyice sarsar. Bu arada şehrin kahve stoku da tükenmektedir. Goodbye, Lenin´in yardımcı yönetmeni olan, reklam ve müzik filmleri yönetmeni Jan Ole Gerster´in bu ilk uzun metrajlı filmi, melankoli ile mizah arasında gidip gelen tatlı bir kent hikâyesi.

Bu dizi özeti Yapay Zeka dizimia yapay zekası tarafından otomatik olarak oluşturuldu.
Türü: Komedi, Dram
  • Ülke

    Almanya

  • IMDb Puanı

    7.3 (16572 oy)

  • Takipçi

    8

  • Yapım Yılı

    2012

  • Süre

    86 dk

Fragman
Fragman Official Trailer

Fragman

Oh Boy Adlı Yapımı İzleyenlere Öneriler

34 YORUM
Yorum yapabilmek için üye olmalısın. Küfür, Hakaret, Spoiler veren yorumlar silinir/banlanır.
Nedenini bilmediğim halde beni bir şekilde içine çeken, üç kez izlediğim ve bir kez daha izlemeyi düşündüğüm güzel bir film.
00
En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim film enfes, gizli bir hazine. Klasik avrupa sinemasının o ağır, kasvetli, varoluşçu havasından uzak güçl... [Devamını gör..]
En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim film enfes, gizli bir hazine. Klasik avrupa sinemasının o ağır, kasvetli, varoluşçu havasından uzak güçlü, çarpıcı, yoğun ve sade. Sadece bir günlük hikaye. Yoğun çünkü karakterimizin hayatının bir günlük kesitinden o tutunamama, boşlukta savrulma duygusunu (büyük, korkunç bir dramatik olaylar olmamasına rağmen) net bir şekilde veriyor. Sade çünkü tüm bu söylediklerimi gayet naif ve gerçekçi bir tonda söylüyor. Olayları, durumları, anları abartmadan olduğu gibi aktarıyor yönetmen bize. Herkesin başına gelebilecek olaylar silsilesi yaşıyor kahramanız ve olayları etkileyen kişi konumundan ziyade olaylardan etkilenen edilgen kişi kıvamında film boyunca. Tüm hikaye oldukça sade ve gösterişsiz. Sanki kahramanımız kendi hikayesinin izleyicisi gibi. Ama öyle eşsiz sinemasal anlar var ki filmde. Özellikel filmin sonlarına doğru yaşlı adamla bar da yapılam sohbet, sahnenin ambiansı antolojilere geçecek cinsten. Hasılı benim için başyapıt sözcüğünün karşılığı bu film. Daha uzun uzun yazmak istiyorum ama ne yazsam biraz eksik kalacak gibi. bağımsız ruhu, avrupa sinemasını sevenler tereddüt etmesin. Film bir bakıma Frances Haya avrupalıların cevabı niteliğinde.
00
Beklenmedik derecede etkili bir film. Bence bir şans verin sakin filmler hoşunuza gidiyorsa.
00
Güzel ve sıra dışı bir kara mizah..Oyunculuk iyi, konu şaşırtıcı derecede gerekçi..
10
Sanırım iç... [Spoileri gör..]
Sanırım içinde bulunduğum ruhsal ve zihinsel durum Niko Fischer karakteriyle çok yakın olduğu için filmden etkilenmiş olabilirim. Günümüzde birçok insan bu süreci yaşayabiliyor. Filme gelirsek, bir festivalde film izliyormuşum gibi hissettirdi. Aksiyon ve Hollywood dışında alternatif arayışlar içinde olanlara öneririm. Başroldeki Tom Schilling'in performansı filmi tek başına sürüklüyor. Filmin siyah-beyaz oluşu hoşuma gitti. Müziklerdeki piyano sololar film görselleriyle özdeşleşip, seyredeni filmin içine çekiyor. Yaşlı bar filozofunun isminin Friedrich oluşu çok manidar
40
duragan sakin kendi halinde bir film. Fazla kafa yormadan izleyebilirsiniz.
00
Naked, Big Lebowski, Frank bu filmlerden birini severek izlediyseniz seveceğiniz tarz da bir film.
00
"Çevrendeki insanların cidden tuhaf olduğu hissi ne demek biliyor musun? Ama sen buna kafa yorarken aslında problemin kendinle alakalı olduğunu anlama... [Devamını gör..]
"Çevrendeki insanların cidden tuhaf olduğu hissi ne demek biliyor musun? Ama sen buna kafa yorarken aslında problemin kendinle alakalı olduğunu anlamanın..."
00
Nedenini bilmediğim halde beni bir şekilde içine çeken, üç kez izlediğim ve bir kez daha izlemeyi düşündüğüm güzel bir film.
00
Jan Ole Gerster’in ‘ustalıkla’ kotardığı ilk filmi Oh Boy, hiç şüphe yok ki festival programının en ‘sevgili’ filmlerinden bir tanesiydi. Sabah başlay... [Devamını gör..]
Jan Ole Gerster’in ‘ustalıkla’ kotardığı ilk filmi Oh Boy, hiç şüphe yok ki festival programının en ‘sevgili’ filmlerinden bir tanesiydi. Sabah başlayan ve gece sona eren bir hikaye anlatan Oh Boy, türlü talihsizlikler neticesinde bir türlü kahve içemeyen bir adamın yaşadıklarını merkezine alıyordu. Bu tabii ki işin bahanesiydi. Maksat, Niko’nun günlük yolculuğu esnasında rastladığı karakterler üzerinden bir şehrin, bir ülkenin ve aidiyet problemleri yaşayan bir kişinin alabildiğine hafif bir portresini çizmekti. Jan Ole Gerster, her anlamda mütevazı bir film çekiyordu aslında ancak bu mütevazı film besbelli hafif tonuna rağmen ciddiye alınmayı fazlasıyla hak ediyordu. Oh Boy’un vaat ettiği mizahlı melankoli ise damaklarda çok güzel bir tat bırakıyordu kendinden geriye. Yönetmeni ise hem yazma hem de yönetme maharetleriyle göz dolduruyordu.
00

Bildir

Sorunu anlamamıza yardım et. Bu filmi hangi sorundan dolayı bildiriyorsun?

cl